NASA’nın yaklaşık 22 yıldır uzayda görev yapan Neil Gehrels Swift Gözlemevi, 4 Kasım 2026 Çarşamba günü Dünya atmosferine girmeye hazırlanıyor. Yaklaşık 1,5 ton ağırlığındaki uzay teleskobunun büyük bölümü atmosferde yanacak ancak bazı parçalarının yeryüzüne ulaşması bekleniyor. Uzay aracını kurtarmak için başlatılan 30 milyon dolarlık operasyonun başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Swift’in bilimsel faaliyetleri de tamamen durduruldu.
ABD Uzay Kuvvetleri tarafından 2 Kasım’da güncellenen hesaplamalar, Swift’in 4 Kasım’da Türkiye saatiyle yaklaşık 11.30’da atmosfere gireceğini gösteriyor. Ancak tahmin edilen saatin 11 saatlik belirsizlik payı bulunuyor. Atmosferin yoğunluğu, Güneş’in faaliyetleri ve uzay aracının irtifasındaki değişimler nedeniyle giriş zamanı son saatlerde yeniden hesaplanacak.

Yaklaşık 1.450 kilogram ağırlığındaki uzay teleskobu, Dünya çevresindeki yörüngesini koruyamadığı için kontrolsüz şekilde alçalıyor. Swift’in yörüngesi ekvatora göre yaklaşık 20,6 derece eğime sahip olduğundan atmosfere giriş noktası da bu yörünge boyunca değişebiliyor. Olası giriş bölgesi, 20,6 derece kuzey ve 20,6 derece güney enlemleri arasında kalan geniş bir kuşağı kapsıyor.
Bu kuşak içerisinde Afrika’nın ekvator çevresindeki bölgeleri, Hindistan’ın güneyi, Güneydoğu Asya, Avustralya’nın kuzeyi ile Orta ve Güney Amerika’nın bazı kesimleri bulunuyor. Gezegen yüzeyinin büyük bölümünün okyanuslarla kaplı olması nedeniyle parçaların denize düşmesi olasılığı daha yüksek. Türkiye ise Swift’in olası enkaz düşüş bölgesinin dışında kalıyor.
Uzay aracının atmosferden geçişi sırasında oluşacak yüksek sıcaklıklar, gövdenin ve üzerindeki ekipmanların büyük bölümünü parçalayarak yakacak. Bununla birlikte teleskopta kullanılan tungsten gibi yoğun ve yüksek sıcaklığa dayanıklı malzemeler ile bazı ayna ve mercek parçaları atmosfer girişinden sağ çıkabilir. Uzay aracının yönünü değiştirmek için kullanılan altı ağır tepki tekerleği de yüzeye ulaşabilecek olası parçalar arasında bulunuyor.
Atmosfer girişinden sağ çıkabilecek parçaların sayısı, boyutları ve düşeceği kesin konum henüz bilinmiyor. NASA’nın risk hesaplamasında, Dünya üzerindeki herhangi bir insanın düşen enkaz nedeniyle zarar görme olasılığı yaklaşık 2.100’de 1 olarak hesaplandı. Uzay aracının hareketleri takip edilmeye devam ederken atmosfer girişine yaklaşıldıkça tahminlerin belirsizlik aralığı daralacak.
Swift’in Dünya’ya dönüşünü hızlandıran temel etken, son yıllarda artan Güneş faaliyetleri oldu. Güneş’ten gelen enerji ve parçacıkların etkisiyle Dünya atmosferinin üst katmanları ısınıp genişledi ve alçak Dünya yörüngesindeki uzay araçlarının maruz kaldığı atmosferik sürüklenme arttı. Özellikle 2024’ten itibaren yoğunlaşan Güneş faaliyetleri, Swift’in irtifasını beklenenden daha hızlı kaybetmesine neden oldu.
Swift’in kendi yörüngesini yükseltebilecek bir itki sistemi bulunmuyor. Atmosferin seyrek üst katmanlarının oluşturduğu sürtünme, uzay aracının yörünge enerjisini azaltırken irtifası da giderek düştü. İrtifa azaldıkça atmosferik sürüklenme daha da arttı ve uzay teleskobunun Dünya’ya dönüşü hızlandı.
NASA, teleskobun görev süresini uzatabilmek için Eylül 2025’te Katalyst Space ile 30 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı. Hazırlanan kurtarma operasyonunda LINK adı verilen robotik uzay aracının Swift’e yaklaşması, teleskobu robotik kollarıyla yakalaması ve daha yüksek bir yörüngeye taşıması planlandı. Swift’in irtifasının yaklaşık 240 kilometre artırılması üzerinde çalışıldı.
Yaklaşık 400 kilogram ağırlığındaki LINK, 3 Temmuz 2026’da Marshall Adaları’ndaki Kwajalein Atolü’nden Northrop Grumman Pegasus XL roketiyle uzaya fırlatıldı. Araçta üç robotik kol, hassas yönlendirme sistemleri ve ksenon kullanan elektrikli itki sistemi bulunuyordu. Katalyst Space, uzay aracını sözleşmenin imzalanmasından sonraki dokuz ay içerisinde geliştirerek fırlatmaya hazır hale getirdi.
Ancak LINK, yörüngeye ulaştıktan sonra aralıklı iletişim kesintileri ve yönelim kontrol sistemindeki sorunlarla karşılaştı. Uzay aracının kendi konumunu ve yönünü yeterli hassasiyetle kontrol edememesi, Swift’e güvenli şekilde kenetlenmesini engelledi. Ağustos 2026’da teleskobu yakalama ve yörüngesini yükseltme operasyonu iptal edildi.
Kurtarma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından LINK ile yakınlaşma ve teknoloji gösterimi çalışmaları sürdürüldü. Robotik araç, Swift’e yaklaşık 12 ila 15 kilometre mesafeye kadar yaklaşabildi ancak teleskoba fiziksel temas sağlayamadı. NASA’nın operasyondaki katılımı 3 Eylül’de sona ererken LINK de 25 Eylül 2026’da Dünya atmosferine girerek görevini tamamladı.
Bu süreçte Swift’in Dünya’ya dönüşünü geciktirmek için teleskobun çalışma düzeni de değiştirildi. Aralık 2025’ten itibaren bilimsel gözlemlerin bir bölümü, uzay aracının atmosferik sürüklenmesini azaltacak yönelimlerle değiştirildi. Şubat 2026’da ise teleskobun hedefe yönelik bilimsel gözlemleri durdurularak kurtarma operasyonu için zaman kazanıldı.
Kurtarma girişiminin sona ermesi üzerine Swift, Ağustos 2026’nın sonlarında yeniden bilimsel gözlemlere başladı. Teleskop, yıldız patlamalarının kalıntılarından uzak galaksilerin merkezlerindeki süper kütleli kara deliklere ve Güneş Sistemi’ndeki kuyruklu yıldızlara kadar yüzlerce hedefi inceledi. Ancak gözlem yapmak için gerçekleştirilen yön değiştirme hareketleri atmosferik sürüklenmeyi artırdı ve uzay aracının irtifası yeniden hızla düşmeye başladı.
20 Ekim 2026’da Swift’in Dünya yüzeyinden yüksekliği yaklaşık 275 kilometreye kadar geriledi. Bu irtifada atmosferik sürüklenmenin etkileri, teleskobun astronomik hedeflere sabit şekilde yönelmesini engelledi.
Uzay aracı güvenli moda geçerken Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’ndeki operasyon ekibi Swift’e faaliyetlerini sonlandıran komutu gönderdi. Teleskop son bilimsel gözlemini de aynı gün gerçekleştirdi.
20 Kasım 2004’te uzaya fırlatılan Swift, başlangıçta yalnızca iki yıl sürecek bir bilimsel görev için tasarlanmıştı. Gözlemevi, gama ışını patlamalarını incelemek üzere geliştirilen ve farklı dalga boylarında eş zamanlı gözlem yapabilen üç teleskopla donatıldı. Görev, ilk baş araştırmacısı Neil Gehrels’in ölümünün ardından 2018 yılında Neil Gehrels Swift Gözlemevi olarak yeniden adlandırıldı.
Swift’in üzerindeki Burst Alert Telescope (BAT), uzaydaki gama ışını patlamalarını tespit ederek konumlarını belirliyordu. X-Ray Telescope (XRT), patlamaların ardından ortaya çıkan X-ışını parlamalarını incelerken Ultraviolet/Optical Telescope (UVOT) ise morötesi ve görünür ışıkta gözlemler gerçekleştiriyordu. Bu üç cihaz sayesinde aynı kozmik olayın farklı dalga boylarındaki özellikleri ölçülebiliyordu.
Swift’in en önemli teknik özelliklerinden biri, bir gama ışını patlamasını tespit ettikten sonra teleskoplarını yaklaşık bir dakika içerisinde olayın gerçekleştiği noktaya çevirebilmesiydi.
Gözlemevi, tespit ettiği patlamaların koordinatlarını Dünya’daki ve uzaydaki diğer gözlemevlerine ileterek Hubble ve James Webb gibi teleskopların da bu olayları incelemesine katkı sağladı. Özellikle çok kısa süre devam eden kozmik patlamaların sönümlenen ışığını yakalamak için bu hızlı tepki süresi kullanıldı.
Gözlemevi, görev süresi boyunca 2.000’den fazla gama ışını patlamasını ve 1.400’den fazla süpernova patlamasını gözlemledi. Elde edilen veriler yaklaşık 7.000 bilimsel araştırmada kullanıldı.
Swift ayrıca kara deliklerin yıldızları parçalayarak yutması, aktif galaksi çekirdekleri, X-ışını parlamaları, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar hakkında çok sayıda gözlem gerçekleştirdi.
Mayıs 2005’te yalnızca 0,03 saniye süren GRB 050509B isimli kısa gama ışını patlamasının ardından gelen X-ışını parlamasını tespit eden Swift, bu tür olayların incelenmesinde önemli bir bilimsel başarıya imza attı.
Gözlem, kısa gama ışını patlamalarının nötron yıldızlarının birleşmesiyle oluşabileceğini açıklayan modellerin araştırılmasına katkı sağladı. Swift’in yaklaşık 22 yıllık görevi boyunca elde ettiği çok dalga boylu gözlem arşivi, bilimsel çalışmalar için erişilebilir olmaya devam edecek.