İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Orta Doğu’daki savaş sonrası Türk lirasını desteklemek amacıyla yaptığı altın satışlarının küresel altın fiyatları üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu öne sürdü. Bu kapsamda, TCMB’nin gerçekleştirdiği yaklaşık 20 milyar dolarlık altın satışları ve swap işlemleri, dikkatleri üzerine çekti.
Financial Times, 8 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan haberinde, TCMB’nin 27 Şubat ile 27 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdiği işlemlerin toplam büyüklüğünün 20 milyar dolara ulaştığını aktardı. Bu büyük hamlenin, küresel altın fiyatlarında 2008 yılından bu yana yaşanan en keskin aylık düşüşü tetiklediği belirtildi.
Mart ayında 52 ton altın satışı yapıldığı bilgisi de haberde yer aldı. Metals Focus danışmanlık şirketinin verilerine dayanan haberde, TCMB’nin altın rezervlerinin son iki yılın en düşük seviyesi olan 440 tona gerilediği ifade ediliyor. Daha önce Bloomberg’in raporları, savaşın başlamasından sonraki iki hafta içinde yaklaşık 60 tonluk bir elden çıkarma yaşandığını gösteriyor.
Metals Focus analistleri, TCMB’nin rezervlerinin büyük bir kısmını altın olarak tuttuğunu ve bölgedeki gerilimler ile ekonomik baskılar altında dolar likiditesine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu nedenle, rezervlerin bir kısmını satmak ya da swap işlemleriyle değerlendirmek durumunda kaldıklarını vurguluyorlar.
Haberde ayrıca Türkiye’nin net uluslararası rezervlerindeki önemli erimeye de dikkat çekiliyor. 28 Şubat tarihinde başlayan savaş sonrası, net rezervlerin neredeyse yarı yarıya azaldığı ifade ediliyor. Yapılan hesaplamalara göre, net rezervler 46 milyar dolara (yaklaşık 2 trilyon 49 milyar lira) kadar gerilemiş durumda.
TCMB’nin altın piyasasına sunduğu yaklaşık 79 tonluk swap hacmi, piyasalardaki arzı artırarak altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu. Uzmanlar, Türkiye’nin bu adımının enflasyonla mücadele ve kur istikrarını sağlama stratejisinin bir parçası olduğunu dile getiriyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez’in analizleri doğrultusunda, altın fiyatlarındaki düşüşün yalnızca küresel arz-talep dengesiyle değil, merkez bankalarının likidite yönetimi ile de şekillendiği görülüyor. Özellikle Türkiye gibi büyük altın rezervine sahip ülkelerin satış tarafına geçmesi, değerli metalin “güvenli liman” özelliğinin kısa vadeli nakit ihtiyaçları karşısında gölgede kaldığını gösteriyor.